Göç, insanlık tarihi boyunca tüm toplumların karşılaştığı önemli bir olgudur. Toplumlar, kimi zaman savaş, doğal afet, siyasi rejim değişikliği, güvenlik problemleri gibi sebeplerle zorunlu; kimi zaman da daha iyi yaşam koşulları elde etmek için gönüllü olarak göç etmişlerdir. Göç kavramı, sadece bir yer değiştirme olarak tanımlanamaz. Sosyal, psikolojik, ekonomik boyutları başta olmak üzere daha pek çok boyutu olan oldukça karmaşık ve uluslararası bir süreçtir.
Türkiye, bulunduğu coğrafi ve stratejik konumu itibariyle, tarih içerisinde hem göç alan hem göç veren bir ülke olarak kitlesel göçlerin odağında kalmıştır. Türkiye, geçiş ülkesi niteliği yanında hedef ülke konumuna da gelmiştir. Özellikle ülkemizin son dönemde coğrafi anlamda, çevresinden oldukça yoğun bir göç hareketi ile karşılaştığı görülmektedir. Türkiye’de, özellikle uluslararası göçün hem hukuki hem de kurumsal altyapısı var olmakla birlikte, ülkenin bulunduğu coğrafyada yaşanan olaylar ve uluslararası düzeyde ortaya çıkan yeni durumlar nedeniyle daha kapsamlı yasal ve kurumsal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu büyük ve yoğun göç hareketi karşısında ise ilk kurumsal sorumluluğu İçişleri Bakanlığı almış ve merkezi düzeyde göç yönetimini sağlamak amacıyla, İçişleri Bakanlığı bünyesinde 2013 yılı itibariyle Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.