Kıbrıs’ta451 yıllık mazisi olan Türkler Ada’yı yurt edinmiş, bu toprakları sahiplenmiş ve yüzyıllar boyunca nesillerini bu coğrafya üzerinde korumuşlardır.
İngiliz Sömürge Yönetimi’nde Rumlar, ada toprakları üzerinde yaşam süren Türkleri yok sayarak Enosis talebinde ısrar ederlerken, Kıbrıslı Türkler de varoluş mücadelesi için güçlü bir direniş birlikteliğinde kenetlenerek yılmaz – yorulmaz bir mücadelenin efsanevi savunucuları olurlar.
Kıbrıslı Türk ve Rumların eşit ortaklığında kurulan (16 Ağustos 1960) Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de Türkleri yok sayan eli kanlı papaz Makarios, Türklerin Anayasadan gelen en doğal haklarını da gasp yoluna gider.
Nitekim; Rum yönetimi faşistlerinin, 21 Aralık 1963 gecesi Türklere yönelik bir soykırımı hedefleyen “Akritas Plânı” ile harekete geçirdikleri silâhlı tedhiş ve terör güçleri bu baskın saldırılarında beklediklerini bulamamış, kendini, bağımsızlığına ve özgürlüğüne adamış halkımızın eşsiz direnci sonucunda tam başarıya ulaşamamış, ancak halkımız, kendisinden insan ve silâh gücü olarak çok daha üstün konumdaki bu plânlı saldırılar sonucunda yüzlerce şehit verirken, Kıbrıs’ın dört bir yanında yaşamakta olduğu 103 köyle birlikte ortak olduğu devletten kovulmaktan da, kurtulmamıştır.