Mahābhārata…
Onu ilk duyduğumda yalnızca bir savaş anlatısı sandım. Ama sonra satırların altına gizlenmiş, gözyaşına karışıp susmuş, bazen bir çığlık, bazen bir iç çekiş olmuş, o derin sesi duymaya başladım.
Savaş, dışarıda değilmiş. Kurukshetra dediğimiz ova aslında içimizmiş.
Bu kitap, Mahābhārata’nın kahramanlarını değil; kırılmış, susmuş, sorgulamış yanlarımızı konuşturuyor. Her karakterin sesi, aslında bizden bir parçayı fısıldıyor.
Kitap, bir anlatı değil, bir ayna. Satır aralarında kendi iç savaşını bulan herkes için… Tanrılar sustuğunda, içimizde hâlâ bir ses var mı diye soranlara.
Kurukshetra ovası içimizdeyse… Belki de asıl soru artık şudur:
Ben kimim ki savaşayım?…
Ve ben kimim ki susayım?