Köklü bir geçmişe sahip olan Türklerle Macarlar arasındaki bağlar, tarihin tanıklığında, XIX. yüzyıla ulaştığı zaman siyasi, askeri, kültürel anlamda önemli bir ivme kazandı. Osmanlı Devleti'nin modernleşme hamleleri kapsamında Macar uzmanlar çeşitli alanlarda görev alarak dönüşüm sürecine katkıda bulundular. Savaşların, göçlerin ve modernleşme arayışlarının iç içe geçtiği bu çalkantılı dönemde, Osmanlı Devleti tıp alanında da yönünü Avrupa'ya çevirdiğinde toplumsal ve siyasi koşulların yarattığı panorama ile birlikte, savaşlar, bu yol haritasında önemli ölçüde belirleyici oldu.
Yahudikökenli Macar Dr. Henrik Spitzer, 1876 Osmanlı-Sırp ve 1877–1878 Osmanlı-Russavaşları sırasında Osmanlı ordusunda görev yaparak Balkan coğrafyasındasavaşın izlerini yakından gözlemledi. Karadağ sınırından Şumnu'ya, İşkodra'danRazgrad'a uzanan bir bölgede yalnızca ordunun durumuna değil, savaşın Türkhalkı üzerinde yarattığı toplumsal ve ekonomik yıkıma, dramatik manzaraya,Osmanlı ordusunun Balkanlardan İstanbul'a uzanan hazin geri çekilişine vedönemin karmaşık siyasal atmosferine tanıklık etti.
Spitzer'in “Türkiye Hatıraları” yer yer önyargılar ve genellemeler içerse de Osmanlı'nın son dönemine savaş cephesinden bakma imkânı sunan çarpıcı bir tanıklıktır. Türk-Macar ilişkilerinin izlerini taşıyan, Osmanlı tıbbının dönüşümüne ışık tutan ve imparatorluğun “sonun başlangıcı” sayılabilecek yıllarına tanıklık eden dikkat çekici bir kaynak niteliğindedir.